“`html
Üniversite İçindeki Hak İhlalleri ve Yıldırma Faaliyetleri
1992 yılında öğretim üyesi olarak başladığım kariyerimde yaklaşık 30 yıl boyunca üniversitemin gelişmesi için önemli katkılarda bulundum. Eğitim vermek, 100’e yakın lisansüstü öğrencisine danışmanlık yapmak ve 35 farklı araştırma projesi yürütmek gibi görevlerle zamanımı değerlendirdim. Ayrıca, depreme karşı güçlendirme gibi kritik projeleri de üstlenerek bölüm başkanlığı yaptım. 1979 yılından bu yana öğrenci ve akademisyen olarak yer aldığım üniversitemde, sosyal aktivitelerden idari görevlerin yerine getirilmesine kadar her alanda büyük bir tutku ile yer aldım.
Ancak 2021 yılının başlarında, üniversitemizin eğitim ve araştırma kapasitesinde ani bir değişiklik yaşandı. Güvenlik güçlerinin ve özel güvenliklerin kampüs içinde oluşturduğu tehdit havası, öğrenci faaliyetlerinin yasaklanması ve baskı dolu bir ortamın tüm kampüsü sarması ile kendini gösterdi. Bu durum, öğrenci, personel ve akademisyenler üzerindeki sistematik yıldırmanın başlangıcını da işaret ediyordu.

2021 öncesinde disiplin soruşturmaları gibi kavramlarla tanışmamıştım. Normal akademik faaliyetlerimizi yürütürken, öğrencilerin ve çalışanların hayatlarını kolaylaştıracak çözümler geliştirmeye odaklanmıştım. Şu anda, birden fazla disiplin soruşturmasıyla yüzleşirken, yasa dışı idareci atamalarına karşı mücadele etmek için açtığımız 63 davaya yoğunlaşıyorum. Eğitim vermeye devam etsem de, üniversitemdeki idari görevlerimden keyfi bir şekilde alındım, araştırma projelerim ise kaynak yetersizliği nedeniyle geri planda kalmış durumda.
Bu kadar çok dava dosyasının oluşmasının ardında yatan sebeplerden biri de, ifade özgürlüğünü kısıtlayan uygulamalar. Örneğin, bir meslektaşımın disiplin soruşturmalarının haksız olduğunu belirten bir e-posta göndermesi ve benim de onu desteklemem sonrasında, ikimiz hakkında disiplin soruşturması başlatıldı. Öncelikle ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesine rağmen, yönetim her iki tarafımıza da ceza verdi. Bu duruma dair mahkemede yaptığımız başvurular sonucu disiplin cezalarımız iptal edilse de, üniversital yönetim tekrar benzer soruşturmalar başlatarak sistemi tekrarladı.
Tüm bu yıldırma yöntemleri yalnızca disiplin soruşturmaları ile sınırlı kalmıyor. Medyada yapılan asılsız haberlere de maruz kalıyoruz. Geçmişte, birçok öğretim üyesinin yer aldığı bir şekilde, çeşitli suçlamalarla karalama kampanyalarına hedef oldum. Örneğin, Yeni Akit gazetesinde, hakkımda terör örgütlerine üye olduğum yönünde asılsız haberler yayımlandı ve bu duruma itiraz etmem önerildi. İtirazlarımız mahkemeye taşındı ve kısmen olumlu sonuçlar elde ettik.
2022 yılında, üniversitemizde yeniden bölüm başkanı oldum. Görevim sırasında yaptığım yasal prosedürlere dayanarak disiplin soruşturmalarına uğradım. Bir örnek, merkezi yatay geçişin kurallarına uygun olarak, Dikey Geçiş Sınavı (DGS) ile yerleşen bir öğrencinin durumunu değerlendirdiğimde açılan disiplin soruşturmasıydı.
2023 yılının başında, görev sürem dolmadan bölüm başkanlığım sonlandırıldı. Görevden alınma gerekçeleri, düzenlediğim disiplin cezası iptalleri ile ilgiliydi. Ancak bu durum, karşı durduğumuz usulsüz atama ve işlemlerin yanı sıra benim etkinliğimi kaybetme çabalarının bir yansımasıydı.
Yaşanan tüm bu zorluklara rağmen, üniversitemiz için mücadelem devam ediyor. Eğitimdeki ve araştırmadaki katkılarımın elden gitmesine göz yummak istemiyorum. Kamu kurumlarımızın elden gitme riskine karşı ses çıkarmak, sadece benim değil, tüm akademik camianın ortak sorumluluğudur. Eğitim ve bilim adına durmak yok; bu yanlışlara dur demek için birlikte duracağız.
(CE/Mİ)
“`