Renk, Işık ve Hareket Arasında

“`html

İzmir Karşıyaka Vapur İskelesi, Gülfem Kessler’in Kısa Bir An adlı sergisine ev sahipliği yapıyor. Bu sergi, hafif ve şeffaf organze ile tül kumaşlardan hazırlanan eserlerle dolu. Gündelik yaşamın akışı içinde kısa ama etkileyici etkileşimler yaratmayı amaçlıyor. Esra Okyay’ın küratörlüğünde gerçekleştirilen Kısa Bir An, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Dairesi ile İZDENİZ’in desteğiyle, Kendine Ait Bir Oda (KABO) tarafından düzenlenen İskele Sergileri’nin ikinci edisyonunun son gösterimi olarak, mekânın geçici yapısıyla direkt bir bağ kurarak dizayn edildi. Kessler’in tavan boyunca yer alan yeni çalışmaları, iskeledeki yolculara kısa bir duraklama ve rahatlamaya imkân tanırken, sanatçı bu projedeki en önemli amacını “izleyicinin sergiyi izlerken keyif alması” olarak ifade ediyor.

Gülfem Kessler - Saydam Kompozisyonlar
Gülfem Kessler, Saydam Kompozisyonlar, Organze Tül Kumaş, 2025. KABO, Fotoğraf: Efe Önal

Kamusal Bir Sanat Deneyimi

İzleyicilere kısa süreli ama unutulmaz bir duyusal tecrübe sunan sergiyi Gülfem Kessler ile konuştuk.

“Kısa An” başlığı sizin için neyin ifadesi?

Bugünün hızla geçen zamanında, insanların dikkat süreleri oldukça kısaldı; anlayış ve duygular da anlık hale geldi. İnsanların kalıcılıktan uzaklaştığı bu gerçeklikte, ben vapuru bekleyenler için görsel bir sunum oluşturarak bu belirsizlik içinde bir deneyim sunmak istedim.

Tekstil, tarihsel olarak beden ve günlük yaşamla yakın bir ilişkisi olan bir malzeme. “Kısa Bir An” sergisindeki tekstil hafızanızın rolü ne?

Tekstil malzemesini, bekleme alanının genişliğini ve hava akımını dikkate alarak tasarladım. Kağıt veya tuval gibi sıradan alternatifleri tercih etmedim. Çünkü, malzeme olarak tekstilin hareketliliğini düşündüğümde şekilleri canlandırmanın heyecanını yaşadım.

Gülfem Kessler - Organze ve Tül Kumaş
Gülfem Kessler, Saydam Kompozisyonlar, Organze ve tül kumaş, 2025. Fotoğraf: Efe Önal (KABO)

Organze ve tül kumaşlar, hem geçişkenlik hem de kırılganlık hissiyatı yaratıyor. Bu şeffaflık, serginizin kavramsal boyutunda neyi temsil ediyor?

Şeffaflık, malzeme seçimimde hem ışığın geçişi hem de hava akışıyla bağlantılı. Bu düzlemde, geçici bir hayal ve uzaktan belirsiz bir rüya hissi oluşturmayı hedefliyorum.

Tekstil, sanat pratiğinizde nasıl bir yere sahip? Kumaşla düşünmek, resimle düşünmekten ne gibi farklar içeriyor?

Çocukluk dönemimden beri tekstil ile ilgim yüksek oldu. Hollanda’da aldığım kısa bir dikiş eğitimi, bu alandaki çalışmalarım için bir başlangıç noktası oldu. Kumaşla düşünmek çok daha yavaş gelişen, dikkat ve bilgi gerektiren bir süreç. Resim, daha anlık kararlar ve doğaçlamakla ilerliyor; bu da ona daha özgür bir ifade kazandırıyor. Tekstil ise teknik zorluklar ve sistematik bir yaratım süreci içeriyor.

“Saydam Kompozisyonlar”da formlar arasında nasıl bir akış ve ritim var?

Tekstil tasarımlarımda birçok olasılığı göz önünde bulundurarak bir dizi deneme yaptım. Bu denemeler sonucunda, tasarımların uygulama aşamasındaki uyumlarını değerlendirdim ve her parçanın diğerleriyle olan etkileşimini mekân bağlamında düşündüm.

Gülfem Kessler
Gülfem Kessler

Sanat eserleriniz rüzgâr, ışık ve zaman ile sürekli bir değişim içinde. Kontrol edemediğiniz bu unsurları üretim sürecinize nasıl entegre ediyorsunuz?

Bu eserleri tasarlarken, mekânın hareketliliği ve şeffaflığının gereken etkiyi sağlayacağını düşünerek üretim yaptım. Yerlerine asıldıklarında beklediğim etkiyi görebilmek benim için mutluluk verici bir sonuç oldu.

Bu sergi, kontrolü bırakmanın pratiğinizde oluşturduğu psikolojik eşik veya dönüşüm alanı nedir?

Üretim aşamasında, eserin kendine has ruhunu bulabilmesi için belirli kontrolleri bırakmam gerekti. Bazen tasarımdan uzaklaşarak değişiklikler yapmak, eserin karakterini geliştirmeye olanak sağladı.

Kamusal bir alanda izleyicinin durma durumu belirsiz. Bu belirsizlik, işlerinizi tasarlarken üzerinizde nasıl bir etki yarattı?

Projelerin geliştirildiği süreçte, önceliğim her zaman eserin ruhunu bulmasına odaklanmaktı. Bu proje kapsamında daha geniş bir kitleyi, belki de sanatı günlük yaşamında çok düşünmeyen bireyleri hedef aldım. Tekstil ve organze kumaşın sağladığı hareketliliği düşünerek, dikkat çekici bir unsur yaratmaya çabaladım. Ulaşılması gereken ruhu ben görebiliyorsam, izleyicilerin de eserlerime ulaşabileceğine inanıyorum.

“`